title
magtimguli
ctllogo
 

 

Bu yazı Arş. Gör. Ahmet GÖKÇİMEN tarafından hazırlanmıştır.

TÜRKMENİSTAN EDEBİYATI

 

     Bugünkü Türkmen coğrafyasındaki Türkler ilk olarak Alparslan’ın 1071’de Anadolu’ya girmesinden sonra Ceyhun, Yengi Yurt bölgelerinde yerleşmeye başlar.  Bu bölgelerde kalan Oğuzlar zamanla Türkmen diye adlandırılır. Türkmenler Türkçenin lehçe faklarının oluşmasına kadar tüm Türk dünyası ile ortak bir edebiyata sahiptir. Türkmen Türkçesi, Oğuz grubu içersinde ele alınır. Bu lehçe 15. yüzyılın ilk yarısından itibaren özellikle 16. yüzyılda Çağatayca’nın da etkisiyle diğerlerinden ayrılmaya başlamıştır. Bu lehçe farkına paralel olarak Türkmen edebiyatı da şekillenir.

      Türkmen edebiyatı, Türkmenistan coğrafyasının yüzyıllar boyunca değişik hanlıklara mekân olmasından, kendi devletinin sürekli bir şekilde kuramamasından ve bir otorite ile kültür merkezinin olmamasından ötürü genellikle sözlü gelenekteki ürünler devam etmiştir. Destan, masal, efsane başta olma üzere zengin bir anonim kültüre sahip Türkmenlerin yazılı ürünleri ise diğer lehçelere göre daha zayıf kalmıştır.

     16. ve 17. asırlar Türkmen edebiyatı kendi yolunu çizmeye çalışır. Bu dönemlerde Bayram Han, Garacaoğlan ve Haydargulı Türkmen gibi edipler eser verir. 17. asır Türkmen edebiyatının en önemli ilk yüzyılıdır. Bu asırda Türkmen edebiyatı Nurmuhammet Andalıp (1660–1740), Dövletmemmet Azadi (1700–1760), Mahtımkulu (1733–1783), Şeydayi (?-?), Şabende (1720–1800), Gayıbı (?-?) ve Magrupi (1735–1810) gibi edebiyatçılarla büyük bir hamle yapar.

     Nurmuhammet Andalıp, klasik edebiyatın muhammes, murabba ve müseddes gibi şekillerinin yanı sıra ezgili koşma biçiminde eserler vermiştir. Şark Edebiyatının önemli şairlerinin şiirlerine nazire yazmıştır. Özbek ve Türkmenler başta olmak üzere Orta Asya halklarınca eserleri kabul görmüştür. Eserleri: Poema: Oğuzname, Risale-i Nesimi; Mesnevi: Sagdı Vakgas, Kıssa-i Firgun, Halk Hikâyesi: Yusuf-Züleyha, Leyli-Mecnun, Babarövşen, Zeynelarap’tır.

     Mahtumkulu’nun babası olan Dövletmemmet Azadi’nin Vagzı Azad adlı bir eseri vardır. Dönem edebiyatında bu kitap, halkın yaşamına ilişkin bilgiler verdiği gibi bir devletin yönetimine ait yöntemler sunar. Azadi, kitabında Türk töresinden gelen bir anlayışla felsefik olarak Kutadgu Bilig’e benzer şekilde insanların iyi ve adaletli bir şekilde nasıl yönetileceği temasını ele almıştır. Şairin Vagzı Azad’tan başka birçok şiiri ve Hikayei- Cabir Ensar adlı bir kitabı daha vardır.
Mahtumkulu, gerek klasik edebiyat, gerekse halk şiiri türleriyle manzumeler yazmıştır. Türkmen edebiyatının Yunus Emre’si olarak kabul görür. Kendisinin tasavvufi yönü olasına rağmen şiirlerinde gündelik yaşamı, sosyal meseleleri de eleştirel bir şekilde işlemiştir. Çok yönlü bir şair olan Mahtumkulu’nun en büyük rüyası Türkmenlerin bir devlet ve tek çatı altında birleşmeleridir. Şairin kendi devrinde tanzim ettiği bir divanı yoktur. Şiirleri ölümünden sonra derlenmiştir. Türkmen edebiyatında birçok büyük yazar ve şairi etkilemiştir ve şiirleri halkın dilinde dolaşmaktadır.

     Şabende’nin Gül-Bilbil Şabehram ve Hocamberdi Han hikayeleri, birçok didaktik ve lirik şiirleri vardır. İyi bir şair olan Magrupi, Yusup Ahmet, Devletyar, Alıbeg-Balıbeg kahramanlık hikaylerinin yanı sıra Seyfül Melek Medhal Cemal adlı bir aşk hikayesine sahiptir.

     18. ve 19. asır Türkmen edebiyatı Mahtumkulu geleneğinin devamı niteliğindedir. Ama bu dönemde şiir konuları ve stilleri genişlemiş ve renklilik kazanmıştır. Dönemin temsilcileri edebiyata bir canlılık getirmiştir. Hem klasik hem de halk edebiyatının türleriyle birçok eser kaleme alınmıştır. Sadece aşk ve sevgi temaları işlenmemiş aynı zamanda vatan millet sevgisi ve ahlaki konulara da yönelmişlerdir. Belli başlı dönemin temsilcileri: Talıbı (1766- 1848), Zıncarı (1791–1880), Seydi (1768–1830), Kemine (1770–1840), Zelili (1800–1852), Mollanepes (1810–1862),  Dosmemmet (1815–1865), Meteci (1824–1884), Baylı Şahır (1810–1890), Misgingılıç (1845–1905) Bu kişilerin içinde özellikle Kemine Zelili, Seydi, Mollanepes ve Meteci edebiyata öncülük etmiştir.

     Kemine, başta sosyal konular olmak üzere çeşitli temalarda şiirler yazmıştır. Oldukça sert bir dille hicvi bir biçimde konuları işlemiştir. Onun şiirlerinin en önemli vasfı, sanatları zengin bir şekilde kullanması ve şiir dilini değişik kelimelerle zenginleştirmesidir. Seydi, özellikle klasik şiir alanında manzumeler yazar ve vatan sevgisi, sosyal yaşam koşulları ve tarihi temaları işler. Zelili, Mahtumkulu’nun yeğenidir ve şairliğinde Mahtumkulu’nun büyük etkisi görülür. Onun dönem edebiyatına katkısı genellikle şiirde realist anlayışın oturması olmuştur. Mollanepes, Zühre-Tahır halk hikâyesi ile birlikte birçok şiir kalem almıştır. Onun manzumeleri genellikle lirik bir söyleyişe, ince ve nazik bir estetik üsluba sahiptir.

     20. yüzyıl Türkmen edebiyatında iki önemli koldan gelişir. Başlarda vatan sevgisi ve aşk konularının işlendiği edebiyat zamanla rejim yüzünden güdümlü bir hal almıştır. Bayram Şair, Durdı Gılıç, Mollamurt gibi şairler önceleri Türkmenlerin sosyal yaşamlarını resmeden eserler yazarlar. Ardından Bedri Kerbabayev, Ata Govşudov, Agahan Durdıyev, Amandurdı Alamışev, Çarı Aşırov, Gürgenli Ahundov, Şalı Kekilov gibi büyük şair ve yazarlar yetişir. Bunlar edebiyata yeni türler kazandırır. Zaten güçlü bir şekilde ilerleyen şiir sahasına nesir alnında yenilikler getirir. Roman, hikâye, dram başta olmak üzere birçok türde Türkmen edebiyatında modern anlamda ilk eserler yazılır. Özellikle rejimin yeni yerleştiği dönemler olması itibariyle 20. yüzyılın başlarında genel manada şair ve yazarların edebi ürünlerinin konusu rejimle bağlı temalardır. Bunlardan bazıları, sosyalizm, parti, komünizm, çok ulusluluk, emek, Lenin’dir.

     Rejimin ilk dönemindeki edebiyatçıların en belirgin özelliği çok yönlülükleridir. Onların çoğu hem şair hem de yazardır. Örneğin Bedri Kerbabayev ve Ata Govşudov dönemin en önde gelen isimlerdir. İki edebiyatçının da şiirleri, hikâyeleri, romanları ve derlemeleri vardır. Rejimi işlemsi yönüyle Kerbabayev’in Aygıtlı Edim, Govşudov’un Mehri Vepa, Köpet Dağın Eteğinde; hıdır Deryayev’in İkbal, Beki Seytekov’un Doganlar romanları dönem için çok önemlidir.

     R. Seyidov, H. Şükürov, A. Kekilov, T. Esenova, A. Köpekmergen, G. Muhtarov, H. Çarıyev, P. Nurberdiyev, K. İşanov, B. Soltanniyazov, N. Sarıhanov vb. Türkmen Sovyet edebiyatını geliştiren isimler olmuştur.

     II. Dünya Savaşına kadar edebiyatçılar genellikle rejimin tanıtılmasını, emekçilerini eğitimini, ulusalcılığı işler. Savaşla beraber edebiyata vatan teması yani Sovyet vatanı teması girer. Bu dönemde şair ve yazarların eserlerinde Stalin’in emriyle cephe ve cephe gerisi halka moral temaları ile alınır. Birçok edebiyatçı savaş meydanlarını görmeden hayali olarak Sovyetlerin II. Dünya savaşındaki başarılarını anlatır. Üstelik bir yandan da cepheye gidemeyen kolhozlarda kalan halka yardım ve destek olmalarını tavsiye eden eserler yazılır. Savaştan galip çıkan Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinde cephede birçok genç ölmüştür. Bunun derin acısı halkın yüreğine gömülür. Çok açık bir dille ele alınmasa da savaş yüzünden çekilen acılara ilişkin çeşitli eserler yazılır.

     20. yüzyılın ortalarından itibaren Stalin’in ekonomi politikalarına uygun bir şekilde Türkmenistan’da yeni gelişmeler olur. Rejim kolhoz üretimlerine ve düzenlemelerine önem verir. Bu yıllarda edebiyatçılardan özellikle kalkınma ve ekonomi temalarını işlemeleri istenir. Dönem edebiyatçılarından ve eserlerinden bazıları şunlardır: S. Atayev’in Gazap, R. Alıyev’in Gahrıman, N. Cumayev’in Aydogdı Tahırov, A. Geldiyev’in Ol Bizim Obadaşımız’dır. Ayrıca cephe gerisinde yaşananları ele alan B. Hudaynazarov, H. Meleyev, R. Gelenev, G. Seyitmedov, N. Bayramov, R. Allanazarov, S. Annasehedov, A. Tagan ve A. Paytıg isimli şair ve yazarlar eserler verir.

     1950 ve 60’lı yıllardan sonra Türkmen edebiyatı yavaş yavaş bir değişim içine girer. Bu değişim aşama aşamadır. 1950’li sonrası ilk değişim edebiyatında konularında görülmeye başlar. Rejimi öven eserlerin yanında rejimden uzak konuları işleyen eserler kaleme alınır. Kerim Gurbannepesov’un Taymaz Baba tiplemesi o yılların farklı konularına örnek gösterebiliriz. Zira Gubannepesov, eserinde siyasetten uzak, rejim kaygısı taşımayan insan modelini üretir. Ona göre “beş günlük devran” içinde ümitle, aşkla ve büyük bir sevgiyle hayata bağlanılmalıdır. Bu düşünceler halk muhayyilesinde kırk yıllık “her şey parti için” politikası dışında yeni anlayışları ortaya çıkarmıştır. Artık partinin ötesinde şair ve yazarlar halka düşsel bir dünya sunmaya başlamıştır. Onlar lirik, hayali ve ümit içerikli temalar işlemiştirler.

     1950’li yıllar iki büyük edebiyatçı kuşağını da içine alır. Bir yandan yaşlı, diğer yandan genç yazar ve şairler birlikte eserler verirler. Türkmen dram ve çocuk edebiyatı açısından bir ilerleme içine girer. T. Taganov’un Guyruksız Tilki, O. Akmemedov’un Yalangaç Adamlar ve G. Muhtarov’un Hovplı Kök dönemin bazı çocuk edebiyatı eserlerindendir.

     1970’li yıllar Türkmen edebiyatında özellikle nesir alanında büyük gelişmeler sağlanır. Özellikle roman türü alt türlerle beslenir. Başta kronolojik olma üzere izah ve belgeye dayalı roman türlerinde çok önemli serler yazılır. B. Hudaynazarov’un Akar Suvun Aydımı, N. Hocageldiyev’in Gülle Degen Sümbüller söz konusu romanlara örnek gösterilebilir. Burada Hocageldiyev’in eserleri ve tekniği üzerinde durmak adı geçen roman türlerini açıklama açısından önem arz eder. Hocageldiyev, Türkmen tarihinde büyük yer işgal eden Göktepe Kalesi ve savaşları üzerine belgelere dayalı araştırmalar yazar. Edindiği bilgiler ışığında 70’li yıllardan sonra tarihi doküman destekli romanlar kaleme alır. Göktepe Mukamı bu eserlerin başında gelir.

     1970’li yıllarda dram sahasında G. Muhytarov, T. Esenova, G. Gurbansehedov, şiir sahasında Ç. Aşırov, A. Hayıdov, K. Gurbannepesov, A. Atacanov, N. Bayramov vd., hikaye sahasında B. Seytekov, A. Gurbanov, N. Hocageldiyev, T. Cumageldiyev, H. Meleyev vd birçok eser yazarlar.

     1980’li yıllar Türkmen edebiyatında tüm türlerin gelişimin sürdürdüğü bir devredir. Ayrıca 1960’lı yıllarda başlayan edebiyatta rejim dışı konuların zirveye ulaştığı kısacası Türkmen edebiyatının baskıları dikkate almadan partiyi rahatlılıkla eleştiren konular ortaya çıkar. Yazar ve şairler dönemin getirdiği hürriyet rüzgârlarıyla ve rejimin yorgunluğunu fırsat bilerek hem sistemi hicveden hem de milli değerleri işleyen temalara yönelirler. Örneğin parti içi rüşvet, adam kayırma ve yolunu bulanan köşeyi dönmesi gibi sosyal meseleler sıklıkla hikaye ve roman temaları olur. Artık edebiyatçılar korkmadan çekinmeden bir kısım konuları ele alırlar. Dönemin getirdiği millilik kaynaklı temalara paralel olarak G. Kuliyev Mahtumkulu, Gülcemal Han, B. Hudaynazarov Suvun Isı, a. Tagan Saragt Galası T. Cumageldiyev Gara Yıldırım, H. Divangıliyev Çuval Bagşı, Y. Memmedov Şapak adlı eserleri yazarlar.

     Rejim yıkıldıktan sonra Bağımsız Türkmen edebiyatı 1990’lı yıllarda yavaş yavaş kendi değerlerine dönmeye başlar. Özellikle didaktik konulu eserler başta olmak üzere edebiyatın değişik türlerinde gelişmeler olur. Genellikle milli tarih ve kültür bilinci başta olmak üzere Türmenistan Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşı’nın birçok eseri yayımlanır. Ruhnama, Türkmen İlim Aman Bolsın gibi eserleriye Türkmenbaşı’nın izinde Türkmen edebiyatçıları kendi kültürlerinin ürünlerini verme çabasındadır.

Başa Dön

 

TurkLehceleri.NET Tasarım: Sinan DİNÇ Son Güncelleme: 1 Ekim 2007

BAŞA DÖN